Biz Türkler , Her Zaman Öndeydik
21 Haziran 2007
Biz Türkler, Her Zaman Daima Öndeydik !
*Faziletliydik: * Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.
*Dürüsttük:* Bir zamanlar Londra Ticaret Odası’nın en görünür yerinde ÅŸu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: “Türklerle alışveriÅŸ et, yanılmazsın.”
*İtibarlıydık:* Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odası’nın toplantılarında oylar eÅŸit çıkınca Osmanlılarla alışveriÅŸi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediÄŸi olurdu.
**
*Temizdik:* Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teÅŸkilatını Avrupa’ya tanıtmasıyla meÅŸhur Comte de Marsığil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleÅŸtiriyor: “Türkler hiç bir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaÅŸları, sakalları dökülür.”
*Çevreciydik:* Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.
*Harama el sürmezdik:* Fransız muellif Motray, 1700′lerdeki halimizi şöyle anlatıyor: “Türk dükkânlarında hiç bir zaman tek meteliÄŸim kaybolmamıştır. Ne zaman bir ÅŸey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar arkamdan adam koÅŸturmuÅŸlar, hatta bir kaç kere BeyoÄŸlu’ndaki ikametgâhıma kadar gelmiÅŸlerdir.”
*Medeni idik:* İngiliz sefiri Sor James Porter ise, 1740′ların Türkiye’si için ÅŸunları söylüyor: “Gerek Istanbul’da, gerekse imparatorluÄŸun diÄŸer ÅŸehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiÅŸ, hiç bir tereddüde imkân bırakmayacak ÅŸekilde isbat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır.”
*DosdoÄŸruyduk:* Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, ÅŸu hükmü veriyor: “Haksızlık, murabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldur. Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türklerin doÄŸruluklarına hayran kalır.”
*Hırsızlık nedir bilmezdik:* Fransız muellif Dr. Brayer,1830′ların Istanbul’unu getiriyor önümüze: “Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoÄŸunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı Istanbul’da her sene azamı beÅŸ-altı hırsızlık vak’ası görülür.” Ubicini Dr. Brayer’i şöyle doÄŸruluyor: “Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basıt bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hiristiyan olan Galata ile BeyoÄŸlu’nda ise hırsızlık ve cinayet vak’aları olmadan gün geçmez.”
*Naziktik:* Edmondo de Amicis isimli Italyan gezgini, yine 1880′lerin “biz” ini anlatıyor bize: “Istanbul Türk halkı Avrupa’nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan iÅŸitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz.”
*Cihana örnektik:* Türkiye Seyahatnâmesi’yle meÅŸhur Du Loir’un 1650′lerdeki hükmü şöyle: “Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir.” Åžefkatimiz yalnızca insana yönelik deÄŸildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu. Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus’u dinleyelim, bize 1880′lerdeki halimizi anlatsın: “Türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Bir çok köyde eÅŸekler haftada iki gün izinli sayılır… Türklerle Rumların karışık olarak yaÅŸadığı köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduÄŸunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. EÄŸer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir.” (Küçük Asya, c. 9)
*Hayırseverdik:* Comte de Marsigli’yi tekrar dinleyelim: “Yazın Istanbul’dan Sofya’ya giderken daÄŸlardan anayol üzerine inmiÅŸ köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına ÅŸahit oldum.” Aynı muellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Şöyle diyor: “Fakat ÅŸunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp,hayvanlara ve hatta bitkilere bile tesmil ederler.” Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı avukat Guer misallendiriyor: “Türk ÅŸefkati hayvanlara bile samildir” dedikten sonra ÅŸu örneÄŸi zikrediyor: “Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar sokak baÅŸlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar. Sokaktaki aÄŸaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık müslümanlara bile rastlamak mümkündür…” “Kaçık” lığın kaynağını da veriyor adam: “Bir çokları da sırf azad etmek için kuÅŸbazlardan kuÅŸ satın alırlar. Bunu yapan bir Türk’e bir gün yaptığı iÅŸin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve ÅŸu cevabı verdi: “Allah’ın rızasını tahsile yarar.”
*Galiba geçmiÅŸimizden uzaklaÅŸmak bize çok pahalıya patladı. Ne dersiniz ?…
21 Haziran, 2007 [23:17]
BİR ZAMANLAR ; ne kadar da onurlu, gururlu, alçak gönüllü bir milletmişiz. biliyorum hala var öyle insanlar ama yüzde kaç ile ifade edilebilir ki?
ne diyim, bizi bu hallere düşüren içerideki ve dışarıdaki soysuzların soyu kurusun.
Ama az kaldı…
milletime özgü ÅŸahlanış gözle görülüyor artık…
artık onlar korksunlar…
bakın, ayak sesleri gelmeye baÅŸladı bile…
sedar beye de bu güzel yazı için teÅŸekkürler…
26 Haziran, 2007 [01:00]
Vallahi ne diyeyim bilmiyorumki esasımız buydu ve bu olmalı ama biz iyice sapmışız diye düşünüyorum en azından kendi adıma konuşayım. Allah bize doğru yolu göstersin arkadaşlar bazen kendime bile şaşıyorum yaptıklarımdan dolayı ama yinede zararın neresinden dönülürse kardır misali yaptığım hatadan en kısa zaman içinde dönmeye çalışıyorum. Halen bu tip insanlar var buna eminim en azından bende böyle yani özümüzdeki gibi olmaya çalışıyorum.
24 Åžubat, 2008 [19:08]
Bugünkü halimize çok acıyorum… Yazıyı izninizle siteme ekleyeceÄŸim
30 Mart, 2008 [20:30]
Vay Bee!
Biz neymiÅŸiz de ne OLMUÅžUZ!
ne demiÅŸ napolyon “türkleri öldürebilirsiniz,ama onları asla yenemezsiniz!”